Yumurta Oldu Mu
YUMURTA OLDU MU? Böyle bir başlıkta olur mu demeyin. Yumurta elbette olur da olmaz da. Bu sizin nereden baktığınızla ilgili. Yumurta’nın pişirilme yöntemi ile değil. Yumurtanın büyüklüğü küçüklüğü...
Yumurta Oldu Mu
YUMURTA OLDU MU? Böyle bir başlıkta olur mu demeyin. Yumurta elbette olur da olmaz da. Bu sizin nereden baktığınızla ilgili. Yumurta’nın pişirilme yöntemi ile değil. Yumurtanın büyüklüğü küçüklüğü de önemli değil. Önemli olan yumurta için verilen emektir. Harcanan enerjidir. Belki de hepsinden önemlisi yumurta için verilen bir bedeldir. Tüm bunları alt alta sıraladığınızda önünüze pişirilip gelen yumurtanın lezzeti yada tadı.. Peki bu yumurta sizi doyurdu mu? Yoksa bu yumurta sadece sizin için hayal kırıklığı mı? Siz bakmayın yumurta için medyanın övgülerine.. Siz bakmayın sırça köşkün hayali krallarının ne söylediğine. Hele arka arkaya verilen ödüllerine… Sanatın bir başka boyutunda işler hep farklıdır.. Onlar için sıradan insanların ne düşündüğü önemli değil.. “Zaten onlar sanattan anlamıyor ki?” “Cahillerin ne düşündüğü” hiç ama hiç onları ırgalamıyor! Bu kadar gizem yeter.. Bahsettiğimiz bu hafta gösterime giren bir film.. İsmi YUMURTA… Kendi halinde yaşayan Tire’yi ve Tireliler ilgilendirmesi tamamen duygusal… Nasıl mı? Yönetmenliğini Semih Kaplanoğlu’nun yaptığı film Kültür Bakanlığı, milli içeceğimiz(!) Efes Pilsen’in ve burası bizi çok ilgilendiriyor TİRE BELEDİYESİNİN katkı yaptığı film, Tire’de geçiyor.. Filmin kısaca özeti, Tire’de doğmuş bir gencin İstanbul’da sahaf dükkanındaki savruk yaşantısında annesinin ölüm haberi ile doğduğu şehre geri dönmesi ve burada annesiyle birlikte yaşayan Ayla isimli genç kızla yaşadığı daha doğrusu kısa bir kesit ele alınmış. Film otobanda gitmeye alışmış bir aracın freni çekilmiş vaziyette 30 kilometre hızla gitmesi gibi.. Elbette her yönetmenin bir farklı yorumu olacak. Ancak aksiyon ve harekete alışmış insanlar için film oldukça durağan.. Sanki Yönetmen bizim sinemadaki sabrımızı sınıyor havasında.. Filmin başrol oyuncusu Yusuf ve Ayla karakterleri tamamen içe dönük özellikleri taşımakta. Onun ötesinde Freud’un simge ve hayal yaklaşımları kullanılmakta. Az biraz psikoloji okumuş insanlarda Psikoanaliz tekniğinin izlerini görmemek için kör olmak gerekir. Ancak yumurtanın içinde yaşayıp ta dünyayı yumurtadan ibaret sayan bir mantığın yumurta kırılması ile yaşadığı şaşkınlık hali tam olarak filme yansımamış. Giriş sahnesi oldukça vurucu. Görünen alemden, ebedi aleme geçiş mükemmel bir anlatım ile işlenmiş. Bu yönüyle giriş oldukça vurucu.. Mekanların harikulade çekici ve doğallığı görsel boyutta filmde hak ettiği yeri bulmuş. Ancak bir yazar olarak beni en çok rahatsız eden sahne bir şişe şarap ile kalınca bir kitabın eş değer tutulması sahnesidir. Gecenin bir vaktinde sahaf dükkanına giren hafifmeşrep bir kadının elindeki şarap şişesini para gibi takas yaparak bir kitap alması incitici… Filmin hemen hemen her sahnesinde elinde sigara ile verilen görüntüler sigara ile savaş açan filmin ana sponsoru mevcut iktidarın Kültür Bakanlığının üzerinde durması gereken bir ayrıntı. Bu kadar çok sigara sahnesinin oluşu Sigara fabrikalarının Tirede olduğunda mıdır? Ücretsiz sigara reklamı bir filmde ancak bu kadar yapılabilirdi demekten insan kendini alamıyor. Filim için, “şehrin tanıtımına hizmet ediyor” şeklinde bir yaklaşım gösterebilirsiniz. Ama… Yumurtayı pişirmeyi beceremediğimizi itiraf etmeme müsaade edin. Zira değer yargılarını paylaşmadığım medyanın övgülerini almış, 6 ödüllü bir filmin galası Tire tarafından organize edilmiş olsaydı TİREDE BÜYÜK BİR TANITIM İÇİN FIRSAT DEĞERLENDİRİLMİŞ, KAÇIRILMAMIŞ OLURDU. Keşke bu imkan değerlendirilmiş olsaydı… Yumurta böylece pişmiş. Güzel bir sunumla Türkiye sofrasına servis yapılmış olurdu. Ama yumurta bu haliyle olmadı.. Zaten filmi izlemek için gelen her kesimden her eğitim seviyesinden insanın salondan çıkarken yüzlerine bakın ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.