Eğitim & Pedagoji
Sorumluluklarımızın Farkında Mıyız
SORUMLULUKLARIMIZIN FARKINDA MIYIZ? Refika Ertekin Öncelikle bu hafta yazıma başlarken çoktandır ihmal ettiğim teşekkürlerimle bir giriş yapmak isterim. Biz sizlerle tanışalı çok kısa zaman oldu. A...
Yazar:Refika Ertekin
12 Eylül 2026
4 dk okuma
Ses yükleniyor…
Sorumluluklarımızın Farkındamıyız
SORUMLULUKLARIMIZIN FARKINDA MIYIZ?
Refika Ertekin
Öncelikle bu hafta yazıma başlarken çoktandır ihmal ettiğim teşekkürlerimle bir giriş yapmak isterim. Biz sizlerle tanışalı çok kısa zaman oldu. Ama ben sizleri çok öncelerden tanıyorum. Bir Dinek bağınınız varmış sizin. İşte ben sizleri o bağdan ve bir kayısı ağacı şiirinden tanıyorum. Aslında hepimiz aynı toprağın insanıyız. Türkiye’nin neresinde olursak olalım önemli olan gönüllerimizin bir olması. Aynı dili konuşmuş olmamız. Bu sebeptendir ki sizlerde beni hemen benimsediniz, kabul ettiniz. Evet ben sizden çok uzaktayım. Haritanın solunda. Sizler bir o kadar sağındasınız. Olsun kalbimiz bir çarpıyor. Sizlerle benim ortak o kadar çok düşüncelerimiz var ki; zaman zaman bunları dile getirerek daha iyi anlaşacağımıza inanıyorum. Bana bu imkanı veren ve sizlerle tanışmama vesile olan, düğün yazısını internete koyan, kıymetli aile dostumuz Şahin beye (okyanus)teşekkür ederim. İnternetten bana ulaşan değerli gazete sahibimiz İsmail beyefendiye şükranlarımı sunarım. Siz vefakar okuyuculara çok teşekkür ederim. Sizler yazdıklarımızı okumadıkça bizler hiçbir şeyi yazamayız. Gönülden desteklediğiniz, teşekkürleriniz için tek tek hepinize, bütün Mucur halkına gecikmiş gönülden teşekkürlerimi iletilirim. Ne olur kabul buyurunuz efendim.
En çok can alıcı konuları yazmaya dikkat ediyorum. Sizlerde zaman zaman İsmail bey’e gelerek yada telefon ederek bana teşekkür ettiğinizin farkındayım. Çünkü hepsinden haberim oluyor tekrar sağ olun.
Uzun bir tatil dönemi geçirdikten sonra telaşlar başladı. Kışlık hazırlıkları, çocukların üniversiteye yerleşme telaşı, ardından on bir ayın sultanı olan Ramazana hazırlık. Tekrar bir okul telaşı daha derken kim bilir birbirimizin ne kadar farkındaydık. Hiç düşündüğümüz oluyor mu? Çocuklarımızın bütün maddi imkanlarını karşılarken manevi boşlukları nasıl doldururuz diye. “Okul malzemeleri eksik olmasın, aman çocuğum zor durumda kalmasın” diye var gücümüzle uğraşıp didindik. Çok güzel. Şimdi sıra gerçekten onların ekmek hava su kadar ihtiyacı olan sevgi ve ilgiyi vermek. Onlara bunu hissettirmek. Hiç çekinmeyin sevgi sözcüklerinden alabildiğince bol bol harcayın. “Seni seviyoruz canım oğlum, canım kızım sen bizim için çok önemlisin, sen bizim dünümüz, bugünümüz, yarınımız, geleceğimizsin.” “Sen bizim için her şeysin. Ne olur inan ve güven bize. Bizde sana inanıyoruz ve güveniyoruz. Tabi ki uzun bir yol bizi bekliyor gün gelecek çamurlu taşlı yoldan yürüyeceğiz. Gün gelecek yağmurdan ıslanacağız. Gün gelecek fırtınalar esecek arkamızdan önümüzden. Ama vız gelecek bize değil mi? Hepsinin üstesinden gelip yemyeşil ormanların içinde sakin bir yolda yürürüz seninle. Ama hep birlikte ömür boyu…
Konu çocuklardan açılmışken devam edelim isterseniz. Bizler anne, baba olarak bu nazik dönemlerde çocuklarımıza nasıl davranmalıyız? Öncelikle kendi çocuğumuzu, gencimizi, tanımakla başlayalım. Ne kadar tanıyoruz? Belki de en yakın arkadaşı kadar bile tanımıyoruz. Neden peki? Normal mi bu sizce? Bence hayır. Tabi sizce de hayır olmalı. Bol bol konuşalım çocuklarımızla. Onlar zaman zaman içine kapanırlar. Kendi hallerine bırakmayalım. Bu dönem çok zor olabilir. Hayatın kendi telaşına kaptırmadan kendimizi, her şeyin farkına varalım. Zaman geçmiş olmadan, sıkıntı yaşamadan etrafımızda neler oluyor neler bitiyor farkında olalım.
Çocuklarımızın arkadaşlarını ailecek tanımaya özen gösterelim. Telefon numaralarını isteyelim. Kimlerle konuşuyor, kimlerle daha yakın temasta öğrenelim. Ama bunları bire bir bunaltarak değil. Kademe kademe öğrenirsek evladımızda bize güvenerek yaklaşır. Gizli saklısı olmadan her konuda bizimle konuşmanın ne kadar doğru olacağını anlar. Ama sizin ona bir yanlış davranmanız kötü sonuçlar hazırlayabilir. Aman dikkat anneler babalar. Artık o bir bireydir. Bizden ayrı düşünen, ama bize bağlı bir birey. Bütün davranışlarıyla bazen ters gelecek. Bazen sizi zorlayacak. Ne olursa olsun mükafat ve cezayı elden bırakmamak gerekir. Dengeli ve ölçülü… Unutmayalım marifet iltifata tabidir. İnsanlar başkalarından ilgi ve teşvik gördükçe kabiliyet ve özelliklerini gösterirler. Ödül ve cezada dengeyi korumak zorundayız. Çocuğumuzun kişiliğini değil onun çabalarını översek kişiliği daha güçlü olur. Aile olarak sık sık oturup konuşup problemleri çözme yoluna gidelim. Sonradan “tüh, vah, eyvah!” demeden vakit ayıralım ki sonradan canımız acımasın . Evladımıza sorumluluk verelim. O da “ben varım” desin. Demeli de zaten. Yapabileceği kadar iş verelim. Unutmayalım ki Allah bile bizlere taşıyamayacağımız kadar yük vermemiştir. Hele de kız çocuklarımızı ne olur ikinci anne olarak görmeyiniz. Tamam, elbette her şeyi öğretin. Ama ezerek değil. Onlarda bir birey ve kendilerine göre haklı oldukları zamanlar vardır. Bunları dikkate alalım. Gencimizin asıl istediklerini ona vermek için doğru dili konuşmak, doğru davranışlar sergilemek zorundayız. Bu sebepledir ki; öncelikle sıcak, sımsıcak bir yuva oluşturmalıyız. Her sabah evimizden ayrılırken üzülmeli. Her akşam bu yuvaya gelmek için can atmalıyız. Bunu bizler anne, baba olarak sağlamalıyız. Bu bizim vazifemiz. Bizler modeliz. Örnek teşkil ediyoruz. Çocuklarımız ne görürse bizden, onları uygulayacaklardır. Adeta bizlerin kopyası olacaklardır. Onun için çok ama çok dikkat etmek gerekmektedir. Öyleyse bizler anne, baba olarak tekrar sorumluluklarımızı gözden geçirmenin zamanı geldi sanırım. Ne dersiniz? Haftaya başka bir konuda görüşmek üzere hoşçakalınız aileniz ve sevdiklerinizle huzurlu iftarlar dilerim