Resmi Okumak Yada Okuyamamak
RESMİ OKUMAK YADA OKUYAMAMAK Zafer DOĞAN İngilizlerin dünya edebiyat sahnesine çıkarttığı ünlü edebiyatçı Shakespeare’nin asırlar ötesinden günümüze miras bir sözü vardır; “to be,or not to be” Yani...
Resmi Okumak Yada Okuyamamak
RESMİ OKUMAK YADA OKUYAMAMAK
Zafer DOĞAN
İngilizlerin dünya edebiyat sahnesine çıkarttığı ünlü edebiyatçı Shakespeare’nin asırlar ötesinden günümüze miras bir sözü vardır;
“to be,or not to be”
Yani; “ olmak yada olmamak işte bütün mesele bu”
Evet,2009’un son durağına yaklaşırken Türkiye bu sözü çok sık kullanmaya başladı…
Dünya konjöktürüde bu sözü istesek de istemesek te bize söyletiyor…
Nedir Olmak yada olmamak?
İçinde yaşadığımız Dünyada 1990 başına kadar iki kutup vardı..
Sovyet bloğu,Amerika bloğu..
Ne zaman Demirperde yıkıldı..
Ortada tek güç kaldı…
Okyonus ötesi…
Avrupa’da siyasal yapılanmayı kontrol eden bu güç, Rusyanın yıkılmasıyla ortaya çıkan Ülkelerde de bölgesel hakimiyetini koruyor…
Tıpkı Uzak Asya’da
Tıpkı içinde yaşadığımız Ortadoğu da olduğu gibi…
Burada yersiz alınganlıklar yerine Ülkenin hedefini belirleyip bölgesinde inisiyatif kullanabilir bir güç oluşturmasıdır…
Ortadoğuda ülkemiz yıllarca inisiyatif kullanan ülkenin strateji ortağı olmaktan bölgede inisiyatif kullanan bağımsızlığını kullanmaya yönelen bir yapıya doğru emin adımlarla yer alıyor…
Nereden mi belli..
Ortaya çıkan büyük resimden..
Büyük Resmin belli parçalarını şimdi sizlerle paylaşmak istiyorum…
Yer Davos…
Resimde ortadoğunun iki önemli aktörü…
Streteji ortak,insiyatif kullanana dönerek b,ir cümle ediyor
“one Minutes”
Yani Bir dakika…
Resim yerinden oynuyor…
Yer Erbil..
Sınır ötesinde başımızı sürekli ağrıtan ülkeyi Dışişleri ve Sanayi Ticaret bakanı birlikte ziyaret ediyorlar…
Ardından ülkeyi sürekli meşgul eden PKK konusunda çözüme yönelik ciddi gelişmeler takip ediyor.
Resimde bir başka kare oynuyor..
Yer Washinton.. Obama-Netanyahu görüşmesi… Amerikanın şımarık çocuğu kapıda yüzü buz gibi… Resmin tam orta yerinde manzara değişiyor… Yer Suriye Sınır kapısı… Yıllarca PKK terörüne yataklık yapan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad-Türkiye Başbakanı Samim, bir kucaklaşma ve ardından sınırları kaldırma töreni.. Resimdeki değişimler devam ediyor… Yer Paris… Fransa’nın marjinal Türk düşmanı Başkanı Sarkozy,hemen yanında Okyonus Ötesinde rolünü Türkiye’ye kaptıran şımarık çocuk İsrail Başbakanı Netanyahu… Türkiyeyi dışlayarak Suriye ve Ortadoğu Konferansı düzenleme gayretleri.. Suriye Devlet Başkanı Esad’ın Türkiye olmadan konferansa ve arabuluculuk çalışmalarında olamayacağını tokat g,ibi yüzlerine söylemesi.. Kaybettiği rolünü çalmaya çalışan bir anlayış… Resimde değişen bir başka kare… Son olarak İtalya Cumhurbaşkanına Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün sözleri; “Alışık olmadıkları şekilde Türkiye’nin serbest, bağımsız ama gayet dikkatli ve etkili bir dış politika takip ettiğini ve bunun herkes tarafından nasıl saygınlık kazandığının görüyorlar” TABLOYU İYİ OKUMAK GEREK. Bu Tabloda yıllardır TÜRKE TÜRKTEN BAŞKA DOST YOKTUR yutturmacaları ile uyutulan devin, Irakla olan terör problemini çözme yolundaki ciddi adımları, Suriye ile olan sınırlarını kaldırması, Ermenistan ile olan ilişkiler, İranla olan sıcak dostluklar açıkça dünyanı en sıcak bölgesinde tablonun değiştiğini göstermiyor mu? Bu tabloyu iyi okumak gerek..Son açılım çalışmaları aslında bu tablodaki değişimin bir parçası. Kendi,içine kapanmış.. Çevresindeki tüm ülkeleri düşman gören yaklaşım yerini Komşu ülkelerle uzun vadeli Stratejik ortaklılar ağı kuram bölgesinde sözü dinlenen OTORİTE GÜÇ OLMA ÇABASINDAN başka bir şey değildir. Burada iki önemli çıkış noktası var. 1.İç politikada eksen değişikliği 2.Dış politikada etkinlik Burada şu anda AB ülkelerini ve dünyadaki dengeleri gözleyen farklı güçlerin merak ettiği; TÜRKİYE NEREYE KADAR BAGIMSIZ GÜÇ ALACAK.. BAĞIMSIZ GÜÇ OLDUĞUNDA NELER YAPACAĞI.. Bu iki konu şu anda Bölgesinin hakimi Türkiye için Tüm dünyanın merak ettiği iki can alıcı soru. Bu iki soru aynı zamanda TÜRKİYE’NİN OLMAK YADA OLMAMAK yönündeki kararlılığını belirleyecek..