Gelecek Çok Şeylere Gebe
GELECEK ÇOK ŞEYLERE GEBE ! Zafer DOĞAN Batı cephesinden yeni bir şeyler bekleyenlerdenseniz, kusura bakmayın ama size yeni bir haber yok. 10 Kasım Türkiye Büyük Millet Meclisi salonlarında tansiyon...
Gelecek Çok Şeylere Gebe
GELECEK ÇOK ŞEYLERE GEBE !
Zafer DOĞAN
Batı cephesinden yeni bir şeyler bekleyenlerdenseniz, kusura bakmayın ama size yeni bir haber yok. 10 Kasım Türkiye Büyük Millet Meclisi salonlarında tansiyon oldukça yükselmişti. Gelecek tarihçilerin kaydedeceği tavır ve söylemler gelecek nesillerin değerlendirmeleri için kayda girmişti. Herkes eteğindeki taşları dökmüştü genel kurul salonunda… Ama asıl merak edilen 13 Kasımdaki konuşmalar ve siyasi liderlerin söylemleriydi… Üç gün önceki konuşmalara bakıldığında karamsar bir tablo bekleyenler çoğunluktaydı.. Ama beklenen olmadı. Siyasi parti liderleri tansiyonu tırmandıracak konuşmalar yerine daha aklıselim davrandılar.. Meclis çatısı altında kavga bekleyenler bu defa üzüldüler.. Ama kazanan Türkiye oldu… Elbette aynı şeyleri siyasi partilerin düşünmesi beklenemez. Zaten öyle olsaydı bu kadar siyasi partiye gerekte kalmazdı. Siyasi parti liderleri konuşmalarında bir yerde önce KÜRT sorunu başlığı ile ülke gündemine gelen daha sonraki süreçte demokrasi açılımı adını alan mesele hakkında partileri ve temsil ettikleri siyasal çizginin görüşlerini ortaya koydular.. Şimdi isterseniz partilerin açılım hakkındaki görüşlerini değerlendirelim… Öncelikli olarak CHP… Deniz Baykal aslında ilk konuşmada partisinin genel Başkan Yardımcısı Öymen’in gafını kapatmak yönünde gayret sarf etmesine karşılık CHP’in görüşü Öymen’in söyleminde yerini buluyor…” DERSİM TARZI… YANİ AYRIM GÖZETMEDEN KÖKÜ KAZIMAK…. Halkın anlıyacağı söylemle… SALLANDIRACAKSIN HEPSİNİ,BAK NASIL HİZAYA GELİYORLAR… MHP’ye göre ise; KÜRT AÇILIMI,MAÇILIMI ANLAMAM. TERÖRİSTLER SİLAHLARINI TESLİM ETSİN BU PROBLEM ÇÖZÜLÜR. ZATEN AKP PKK İLE PAZARLIKTA… Bu kadar önyargı ve defans arasında Başbakanın söyledikleri duyulmadı bile… Aslında muhalefet gerçekten dinleyebilseydi AKP ana başlıklarını. Neydi o ana başlıklar:
- Doğu ve Güneydoğu'da kontrol noktaları kaldırılacak. -Yaylaya çıkışın önü açılacak. -Özel kanallar da tüm gün Kürtçe yayın yapabilecek. -Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu kurulacak.
- Bağımsız ve sivil "İnsan Hakları Kurumu" oluşturulacak.
- "İşkenceye Karşı BM Protokolü" imzalanacak. -Bağımsız "Kolluk Şikâyet Mekanizması" kurulacak. -Değiştirilen Kürtçe köy isimleri iade edilecek.
- Seçimlerde Kürtçe propagandaya izin verilecek... Bu ana başlıkların hiç birinde devletin kırmızı çizgileri yer almıyor. Ama bu ana başlıklar yıllardır terör örgütünün elindeki kozları tek tek alıyor. Aslına bakılırsa iktidar bu yolda mesafeler almaya başladı bile. Görünen o ki hükümet son TBMM oturumunun ardından yola tek başına devam edecek. Zira muhalefet Ne söylediğine bakmıyor bile. Halbuki Türkiye’nin önüne tarihi bir fırsat gelmiş, Demokratik açılım başlığı altında yıllarca kanayan yaralara neşter vurulmuştu. Bu sürecin sonunda hem muhalefet, hem iktidar ama asıl Türk milleti kazanacaktı. Yani bu açılım tüm taraflar için kazan-kazan şekline dönüşecekti. Şimdi ise artık kazan-kaybet şeklinde önümüzdeki günlerde karşımıza çıkacak. Eğer iktidar süreci iyi yönetirse ikinci bir Demokrat Parti olayını Türkiye yaşayabilir. Halkın gönlünde hiç çıkmayacasına yer alabilir. Bu durumda da siyaset haritasında sınırlar ve aktörler değişir. Bugün Mecliste hiddetle, ellerini sallayanlar yarınlarda torunlarıyla parkta gezmeye hazırlanabilirler… Yok eğer süreç iktidar tarafından kötü yönetilirse işte o zaman neler olacağını tasavvur bile etmek istemeyiz. Zira kavga zemininde ülke etnik ayrışmaya doğru hızla kayabilir. Bu süreçte iktidar kaybederken Tayyib Erdoğan Oğlu Bilal ile kızı Sümeyyen’in yavrularını parkta gezdirirken, MHP ve CHP iktidarı paylaşırlar… GELECEK GÜNLER ÇOK ŞEYLERE GEBE…